Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu

 


.:: Türk Dil Kurumu - Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu ::.

Abecesel Liste


e-mail İng. e-mail
elektronik posta
Bilgisayarlar veya bir ağ içindeki belli gönderim merkezleri arasında elektronik bilgi iletişimi.


edisyon Fr. édition
1. bası, 2. baskı
1. Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi. 2. Bir eserin tekrarlanarak yapılan baskı işlemlerinden her biri.


editör Fr. éditeur
yayımcı
Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş.


efemine Fr. eféminé
kadınsı
Davranış ve kılık kıyafet bakımından kadına özenen (erkek).


efor Fr. effort
çaba, güç
Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma.


egoist Fr. égoïste
bencil
Yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan.


egoizm Fr. égoïsme
bencillik
Bencil olma durumu.


egosantrizm Fr. égocentrisme
fel. beniçincilik
Dünyada kişinin benliğini merkez sayan felsefe görüşü.


egotizm Fr. égotisme
fel. benlikçilik
Kendi benliğinin gelişimini, bütün davranışlarının ilkesi yapan kişinin niteliği.


egzama Fr. eczéma
tıp mayasıl
Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı.


egzersiz Fr. exercice
sp. alıştırma
Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılan tekrar.


egzistansiyalist Fr. existentialiste
fel. varoluşçu
Varoluşçuluk yanlısı.


egzistansiyalizm Fr. existentialisme
fel. varoluşçuluk
Varoluşun özden önce geldiğini ve özü sürekli olarak yarattığını ileri süren öğreti.


egzogami Fr. exogamie
top. b. dış evlilik
Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


egzomorfizm Fr. exomorphisme
jeol. dış başkalaşım
Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma.


egzotik Fr. exotique
yabancıl
Uzak, yabancı ülkelerle ilgili, bu ülkelerden getirilmiş.


egzotizm Fr. exotisme
yabancıllık
Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma.


ejektör Fr. éjecteur
fışkırtıcı
Belli hızla hareket eden bir akışkan yardımıyla, başka bir akışkanın boşalmasını sağlayan alet.


ekarte Fr. écarté
saf dışı bırakılmış, konu dışı tutulmuş
“Saf dışı etmek, konu dışında tutmak” anlamındaki ekarte etmek, saf dışı edilmek, konu dışında tutulmak” anlamındaki ekarte olmak birleşik fiillerinde geçer.


ekinoks Fr. équinoxe
gök b. gün tün eşitliği
Gece ile gündüzün eşit olması.


ekip Fr. équipe
takım
Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu.


ekipman Fr. équipement
takım
Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı.


eklektik Fr. éclectique
fel. seçmeci
Seçmecilik yanlısı olan (filozof, görüş vb.).


eklektizm Fr. éclectisme
fel. seçmecilik
Kurulmuş olan dizgelerden değişik düşünceleri seçip alma ve kendi öğretisinde birleştirme yöntemi ve bu yöntemle çalışan filozofların öğretisi.


ekliptik Fr. écliptique
gök b. tutulum
Bir yıl boyunca Güneş'in gök küresi üzerinde çizdiği çemberin sınırladığı daire.


eko Fr. eco
yankı
Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses.


ekolali Fr. écholalie
ruh b. yankılı konuşma
Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


ekopraksi Fr. échopraxie
ruh b. yansıca
Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama.


ekran Fr. écran
sin. ve TV görüntülük
1. Üzerine bir cismin ışık yoluyla görüntüsü düşürülen, saydam olmayan düz yüzey. 2. Beyaz perde. 3. Televizyon camı.


eksantrik Fr. excentrique
1. mat. dış merkezli, 2. top. b. ayrıksı
1. Dış merkezlikle ilgili olan. 2. Alışılagelmiş töre ve davranışlara aykırı olan. 3. Başka, bambaşka, apayrı.


eksaserbasyon Fr. exacerbation
tıp alevlenme
Sessizce sürmekte olan bir hastalığın belirtilerinin artması.


eksibisyonizm Fr. exhibitionnisme
ruh b. göstermecilik
Cinsel organlarını gösterme biçiminde görülen ruhsal sapıklık.


ekskavatör Fr. excavateur
kazaratar, kazmaç
Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark veya zincirle donatılmış kazı makinesi.


eksper Fr. expert
bilirkişi
Belirli bir konudan iyi anlayan ve bir anlaşmazlığı çözümlemek için kendisine başvurulan kimse.


eksperimantalizm Fr. expérimentalisme
fel. deneyselcilik
Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti.


eksperyans Fr. expérience
deneyim
Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı.


ekspoze Fr. exposé
özet
Bir yazı veya sözün anlamını daha kısa ve özlü biçimde veren yazı veya söz.


ekspozisyon Fr. exposition
sergileme
Sergilemek işi.


ekspres Fr. exprès
özel ulak
Geldiği postanede bekletilmeden özel bir araç veya görevli ile yerine ulaştırılan (mektup, paket vb.).


ekspresyonist Fr. expressionniste
fel. dışa vurumcu
Dışa vurumculuk akımına bağlı olan (sanatçı).


ekspresyonizm Fr. expressionnisme
fel. dışa vurumculuk
Olayların, varlıkların gerçekten olduğu gibi değil de sanatçının iç dünyasına göre anlatılması anlayışına dayanan sanat akımı.


ekstre Fr. extrait
1. öz, 2. tic. hesap özeti, 3. kim. özüt
1. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü. 2. Hesap sahiplerinin hesabına yatan ve söz konusu hesaptan çekilen miktarların dökümünü gösteren cetvel. 3. Bir maddenin herhangi bir yolla elde edilmiş olan özü.


ekstrem Fr. extrême
1. aşırı, 2. uç, 3. sıra dışı
1. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren. 2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren. 3. Alışılmışın dışında olan.


ektoderm Fr. ectoderme
anat. dış deri
Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, embriyonun dış yüzünü örten tabaka.


ekü Fr. écu
avro
Avrupa Birliği'nin ortak para birimi.


eküri Fr. écurie
ahırdaş
Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar.


Ekvatoral Fr. équaritoral
coğ. eşleksel
Ekvator'la ilgili.


ekzotermik Fr. exothermique
kim. ısıveren
Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime).


elastik Fr. élastique
esnek
Bir dış gücün etkisi altında uzama, kısalma, eğrilme vb. biçim değişikliklerine uğradıktan sonra, etkinin kalkmasıyla eski biçimini alabilme özelliğinde olan.


eleman Fr. élément
öge
Birleşik bir şeyi oluşturan basit şeylerden her biri.


eliminasyon Fr. élimination
eleme
Elemek işi.


elimine Fr. éliminé
sp. elenmiş
“Elemek” anlamındaki elimine etmek, “elenmek” anlamındaki elimine olmak (veya edilmek) birleşik fiillerinde geçer.


elips Fr. ellipse
dil b. eksilti
Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimedeki eklerin veya bir cümledeki kelimelerin azaltılarak kullanılması olayı.


elit Fr. élite
seçkin
Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup).


emboli Fr. embolie
tıp damar tıkanıklığı
Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.


embriyo Fr. embryon
anat. oğulcuk
Döllenmiş yumurtacığın gelişmeye başladığı andan dölüt olmasına kadar geçen süredeki adı.


emisyon Fr. émission
1. çıkarma, 2. ekon. sürüm
1. Çıkarmak işi. 2. Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme.


empati Fr. empathie
ruh b. duygudaşlık
1. Aynı duyguları paylaşma. 2. Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme.


emperyalist Fr. impérialiste
yayılmacı, yayılımcı
Emperyalizm yanlısı olan.


emperyalizm Fr. impérialisme
yayılmacılık, yayılımcılık
Bir milletin sömürü temeline dayanarak başka bir milleti siyasi ve ekonomik egemenliği altına alıp yayılması veya yayılmayı istemesi.


empoze Fr. imposé
dayatılmış
Zorla kabul ettirilmiş.


empresyonist Fr. impressionniste
izlenimci
İzlenimcilik yanlısı olan (sanat veya sanatçı).


empresyonizm Fr. impressionnisme
izlenimcilik
Doğayı, gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil, ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan, doğrudan doğruya gerçeği, nesneyi değil de onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.


emprovizasyon Fr. improvisation
doğaçlama
Doğaçlamak işi.


emprovize Fr. improvise
doğaçlama
Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi.


endeks Fr. index
1. dizin, 2. ekon. gösterge
1. Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste. 2. Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki.


endirekt Fr. indirect
dolaylı
Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan.


endoderm Fr. indoderme
anat. ve bit. b. iç deri
1. Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü. 2. Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka.


endogami Fr. endogamie
top. b. iç evlilik
Evlenecek kimsenin eşini, kendi boy veya soyu içinden seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi.


endokrin Fr. endocrine
anat. iç salgı
Vücuttaki salgı bezlerinin doğrudan doğruya kana karışmak üzere çıkardıkları salgı.


endokrinoloji Fr. endocrinologie
iç salgı bilimi
İç salgı bezlerinin gelişmelerini, işlevlerini, hastalıklarını inceleyen biyoloji ve tıp dalı.


endoskop İng. endoscope
tıp içgörür
İnsan vücudunun herhangi bir boşluğunu, muayeneyi kolaylaştırmak için aydınlatıp görünür duruma getiren alet.


endoskopi İng. endoscopy
tıp iç görüm
İnsan vücudunda, organ veya kovuk içlerinin endoskopla muayenesi.


endoskopik İng. endoscopic
iç görümlü
Endoskopi ile ilgili.


endotermik Fr. endothermique
kim. ısıalan
Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime).


endüksiyon Fr. induction
fel. tümevarım
Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime).


endüstri Fr. industrie
sanayi
Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü.


endüstriyalizm Fr. industrialisme
sanayicilik
İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem.


endüstriyel Fr. industriel
sınai
Sanayi ile ilgili.


enerji Fr. énergie
fiz. erke
Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç.


enflamasyon Fr. inflammation
tıp yangı
Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması.


enflasyon Fr. inflation
ekon. para şişkinliği
Dolanımdaki para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesinden ortaya çıkan ve fiyatların toplam yükselişi, paranın değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik parasal süreç.


enformatik Fr. informatique
bilişim
İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


enfraruj Fr. infrarouge
fiz. kızıl ötesi
Işık tayfında kırmızı alanın ötesindeki alanda yayılmış ısı ışınlarından oluşan, gözle görülmeyen ışınım.


enfrastrüktür Fr. infrastructure
top. b. altyapı
Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi.


enjeksiyon Fr. injection
tıp iğne
Vücuda bu yolla ilaç verme işi.


enjekte Fr. injecté
tıp iç itilmiş
Şırınga vb. ile vücuda verilmiş (sıvı).


enjektör Fr. injecteur
tıp iğne
Kas veya damar yoluyla vücuda sıvı bir ilacı basınçla vermek için kullanılan bir tür pompa.


enstantane Fr. instantené
anlık
Kısa süren, bir an içinde olan.


enstrüman Fr. instrument
1. müz. çalgı, 2. tic. mali belge
1. Müzik aleti, çalgı aleti. 2. Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet.


enstrümantal Fr. instrumental
müz. sözsüz
Sözleri olmaksızın çalınan (müzik).


enstrümantalizm Fr. instrumentalisme
fel. araççılık
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


entegrasyon Fr. intégration
1. bütünleşme, 2. uyum
1. Bütünleşmek işi. 2. Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma.


entegre Fr. intégré
bütünleşmiş
Bütün duruma gelmiş.


entelekt Fr. intellect
ruh b. anlık
Anlama gücü.


entelektüalizm Fr. intellectualisme
fel. anlıkçılık
Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti.


enternasyonal Fr. international
uluslararası
Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan.


enternasyonalizm Fr. internationalisme
uluslararasıcılık
Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma.


enterne Fr. interné
gözaltında olan
“Gözaltına almak” anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçer.


entomoloji Fr. entomologie
böcek bilimi
Böceklerin yapısını, yaşayışını ve hastalık yapıcı niteliklerini inceleyen bilim dalı.


entomolojist Fr. entomologiste
böcek bilimci
Böcek bilimi uzmanı.


envestisman Fr. investissement
ekon. yatırım
Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler.


epiderm Fr. épiderme
anat. ve bit. b. üst deri
1. anat. Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı. 2. bit. b. Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka.


epifit Fr. épiphyte
bit. b. üst bitken
Başka bir bitkinin üzerinde biten ancak asalak olmayan (bitki).


epigenez Fr. épigénèse
biy. sıralı oluş
Birbirini takip etme.


epigrafi Fr. epigraphie
yazıt bilimi
Konusu, yazıtları incelemek olan tarihe yardımcı bilim.


epik Fr. épique
ed. destansı
Destan niteliğinde olan, destana benzer.


epikriz Fr. épicrise
tıp hikâye
1. Hastanın rahatsızlığı ile ilgili geçmişi. 2. Hastalığın teşhis ve tedavisiyle ilgili her türlü bilgi.


epilepsi Fr. épilepsie
tıp sara
Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı.


epilog Fr. épilogue
ed. son söz
Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm.


episantır Fr. épicentre
jeol. deprem ortası
Depremin gerçekleşmesine neden olan fay kırılmasının tam olarak gerçekleştiği yer.


epistemoloji Fr. épistémologie
bilgi kuramı
Bilginin temelini, bilim alanında uygulanan yöntemleri, sınır ve güvenilirlik bakımından inceleyip araştıran felsefe dalı.


epizot Fr. épisode
ed. dilim
Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı.


epope Fr. épopée
ed. destan
Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan şiir.


eradikasyon Fr. éradication
yok etme
Ortadan kaldırmak.


ergonomi Fr. ergonomie
iş bilimi
İnsanın, makinenin ve çevrenin bir arada uyumlu ve verimli bir biçimde çalışmasını inceleyen bilim dalı.


ergonomik Fr. ergonomique
1. kullanışlı, 2. elverişli
1. Rahatça kullanılabilen. 2. İşe yarayan.


eristik Fr. éristique
fel. didişim
Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi.


eritrosit Fr. érythrocyte
anat. alyuvar
Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre.


erozyon Fr. érosion
jeol. aşınma, aşınım
Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri veya bir yerden başka bir yere taşınması olayı.


eskiz Fr. esquisse
taslak
Bir şeyi, bir sanat veya edebiyat eserini ana çizgileriyle, türlü bölümleriyle belirten ön çalışma.


eskort Fr. escorte
koruma aracı
Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç.


eskrim Fr. escrime
sp. kılıç oyunu
Dürtücü kılıç, kesici kılıç ve delici kılıç adı verilen silahlarla yapılan spor.


espas Fr. espace
aralık
Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık.


espiyonaj Fr. espionnage
casusluk
Casus olma durumu.


estamp Fr. estampe
oyma baskı
Çinko, bakır, tahta vb. levhalara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniği.


estetik Fr. esthétique
fel. güzel duyu
Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu.


eşarp Fr. écharpe
baş örtüsü
Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü.


etap Fr. étape
sp. 1. aşama, 2. adım
1. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri. 2. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri.


etik Fr. éthique
töre bilimi
Yarar, iyi, kötü vb. sorunları inceleyen, töre ile ilgili bir davranış yasası geliştirilen, neyin uğrunda savaşılmaya değer, yaşama neyin anlam kazandırdığı, hangi davranışın iyi ve hangisinin kötü olduğu gibi sorunları kendine konu edinen bilim.


etimolog Fr. étymologue
köken bilimci
Köken bilimi ile uğraşan dil bilimi.


etimoloji Fr. étymologie
köken bilimi
Bir dildeki kelimelerin kaynağını gösteren, ne zaman ortaya çıktıklarını, nereden geldiklerini, hangi evrelerden geçtiklerini araştıran, kelimelerin hem biçim hem anlam tarihini ele alan dil bilimi dalı.


etimolojik Fr. étymologique
köken bilimsel
Köken bilimi ile ilgili.


etiyoloji Fr. étiologie
neden bilimi
1. Olgulara yol açan sebeplerin bütünü. 2. Hastalık sebeplerini araştıran tıp dalı.


etnograf Fr. ethnographe
budun betimci
Etnografya uzmanı.


etnografya Yun.
budun betimi
Kavimleri karşılaştırarak inceleyen, kültür oluşumlarını araştıran bilim.


etnolog Fr. ethnologue
ırk bilimci
Irk bilimi ile uğraşan kimse, budun bilimci.


etnoloji Fr. ethnologie
ırk bilimi
İnsanların ırklara ayrılışını, bunların nereden çıktığını, oluşumunu, yeryüzüne yayılışını, aralarındaki niteliklerini inceleyip karşılaştıran ve sınıflayan bilim.


etnolojik Fr. ethnologique
ırk bilimsel
Irk bilimi ile ilgili.


euro euro
avro
Avrupa Birliği'nin ortak para birimi.


eurobond İng. eurobond
ekon. avrovil
Avrupa Birliği dışındaki ülkeler tarafından çıkarılan ve tutulan avroya dayalı borç senedi.


evdemonizm Fr. eudémonisme
fel. mutçuluk
Hayatın anlamını mutlulukta bulan, insan davranışlarının mutluluk isteğiyle belirlendiği görüşüne dayanan ahlak öğretisi.


evolüsyon Fr. evolution
gelişme
Gelişmek işi.


exhibition İng. exhibition
sergi
Alıcının görmesi, seçmesi için dizilmiş şeylerin tümü ve bu nesnelerin serildiği yer.


extranet İng. extranet
bl. dış ağ
Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın Genel Ağ'ı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı.


ezoterik Fr. ésotérique
fel. içrek
Belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen, yalnızca sınırlı, dar bir çevreye aktarılan (her türlü bilgi, öğreti).